Kara Para Aklanmasının Önlenmesi Politikası

Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesi Politikası

T.Garanti Bankası A.Ş., şubeleri, iştirakleri ve bağlı kuruluşları (bundan sonra kısaca "Garanti" denecektir) suç gelirlerinin aklanması, terörizmin finansmanı ve bağlantılı diğer suçlar ile olan mücadelede gerek ulusal gerekse uluslararası alandaki tüm çabaları desteklemeyi, tüm yasalara ve diğer yasal düzenlemelere uymayı hedeflemektir. Aklama suçu, suçtan elde edilen gelirlerin yasadışı kaynağının gizlenmesi olarak tanımlanabilir. Kara para aklama süreci genellikle 3 aşamadan oluşur:

  • Yerleştirme (suç gelirinin finansal sisteme sokulması)
  • Ayrıştırma (suç gelirini kaynağından uzaklaştırmak)
  • Bütünleştirme (yasadışı kaynağı ile bağlantısı kesilen fonun finansal sisteme aklanmış bir şekilde sokulması)

Finansal kurumlar kara para aklama sürecinin herhangi bir aşamasında kullanılabilir. Maksatlı olmasa da aklama suçuna karışmış bir kuruluşun itibarının zedelenmesi riski bulunmaktadır. Garanti Bankası'nın bankacılıktaki temel ilkeleri aşağıda sıralanmıştır;

  • Tüm yasal düzenlemelere uyum,
  • Ulusal ve uluslararası bağlamda düzenleyici otoriteler ile işbirliği yapmak,
  • Etik iş ilkelerine uyum.

Garanti'nin Genel Müdürlüğü İstanbul, Türkiye'dedir. Garanti 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'na bağlı olarak faaliyet göstermekte ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından denetlenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin finansal istihbarat birimi, T.C.Maliye Bakanlığı'na bağlı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) olup merkezi Ankara'dadır.

Türkiye Cumhuriyeti, Mali Eylem Görev Grubu (Financial Action Task Force - FATF) üyesidir ve suç gelirlerinin aklanması ile mücadelede FATF standartları ile uyumlu yasal düzenlemelerini uygulamaya sokmuştur.

Yasal düzenlemelerin amacı suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesi ve bu konularda uygulanacak esasları belirlemektir.

Garanti hem Türkiye'de hem de faaliyetlerde bulunduğu diğer ülkelerde, suç gelirlerinin aklanmasının, terörizmin finansmanının ve bağlantılı diğer suç faaliyetlerinin önlenmesi hakkındaki yasal düzenlemelere uyum sağlayacak şekilde suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi programı geliştirir ve uygular. Bu program;

  • Yazılı politika ve prosedürleri,
  • Uyum Görevlisi atamayı,
  • Aklama (A-ML) politika ve prosedürleri,
  • Programın uygulamadaki etkinliğini ve gelişmelerini test edecek denetimi,
  • Hem Türkiye hem de faaliyette bulunulan diğer ülkelerin yasal düzenlemelerine uygun faaliyet gösterilmesini güvence altına alacak iç denetim ve kontrol sistemini,
  • İlgili personele konu ile ilgili eğitim vermeyi

kapsar. AML programı tüm personelin sorumluluğundadır.

 

Politika ve Prosedürler özetle aşağıdaki gibidir;

  • Müşterini Tanı Prensibi: Müşteriler hakkında doğru ve yeterli bilgi sahibi olmak, işlemleri izlemek, müşterilerin bankacılık faaliyetlerinin gelir, varlık, meslek bilgileri ile uyumlu olup olmadığını izlemek vb.
  • Hesap Açılışı: Gerekli bilgi ve belgeler temin edilmeden müşterilere hesap açılmaz. Hesaplar, gerçek müşteri adı ile açılır. Anonim ve kod isimlerle hesap açılmaz. Müşteri kabulünde kara liste kontrolleri yapılır.
  • Muhafaza: Müşteri bilgi ve belgeleri, işlemler ile ilgili kayıtlar 8 yıl süre ile muhafaza edilir.
  • Şüpheli İşlem Bildirimi: Tüm şüpheli işlemler ilgili otoriteye raporlanır.
  • Muhabir Bankacılığı: Muhabirlerle hesap açılışlarında kurumu tanımak adına yeterli bilgi ve belge alınır. Kurumun kara paranın aklanmasının önlenmesi ve müşteri tanı politikaları hakkında bilgi edinilir. Tabela bankaları ile iş ilişkisi içerisine girilmez.
  • Ulusal ve Uluslararası İşbirliği: Gerektiğinde düzenleyici otoriteler ile işbirliği içerisinde çalışılır. İşbirliği, bilgi sağlama, hesaplara bloke koyma gibi işlemleri içerir.

Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler

“Siyasi nüfuz sahibi kişiler” üst düzey bir kamu görevi ile görevlendirilmiş örneğin devlet ya da hükümet başkanı, üst düzey siyasiler, üst düzey hükümet görevlileri, adli ya da askeri personel, önemli siyasi parti çalışanları, kamu kurumu yöneticisi niteliğindeki kişileri ifade etmektedir. Siyasi kimliği ön planda olan söz konusu kişilerin aile bireyleri ya da yakın ilişkisi bulunanlar ile girilen iş ilişkileri de kendileri ile olduğu kadar itibar riski taşımaktadır. Tanım, yukarıda sayılan kategorilerdeki orta kademedeki ya da daha alt kademedeki kişileri kapsamamaktadır. 

Siyasi nüfus sahibi kişilerle ilgili olarak, uygulanması gereken müşterini tanı ilkesinin gerektirdiği tedbirlere ilaveten Banka; 

  • Müşterinin siyasi nüfuz sahibi bir kişi olup olmadığının belirlenmesi için uygun risk yönetimi sistemini geliştirir.
  • Bu tür müşterilerle işlem tesis edilmesi için müşterinin dahil olduğu risk grubu da gözetilerek belirlenen üst yöneticilerden onay alınmasını sağlar.
  • Fonlarının ve mal varlıklarının kaynaklarını tespit için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlar.
  • Sürekli ve sağlıklı bir gözetim sistemi kurar.